Yazı Detayı
02 Ağustos 2016 - Salı 21:19
 
BARO BAŞKANI ŞAHİN’İN BİR 14 AĞUSTOS FANTAZİSİ : DİJİTAL KIYAMET
FEVZİ ŞEN
 
 

Takvim vererek milleti tehdit ve tedirgin etme illeti Gezi Park olayları ile başladı. Yahut sosyal medya bu olaylarda o kadar önemli hale geldi ki bu tür tehditler önceden vardıysa bile çok kimsenin haberi olmadığı için Gezi’den sonra daha çok kişiyi endişeye sevk eder oldu.
Hatırlayın Gezi olayları sona erdiğinde 2013 yılı Eylül ayında daha büyük bir eylemle Türkiye’nin teslim alınacağı haberleri tweeter ve facebook hesaplarından köpürtülmeye başlandı.
Eylül geçti, endişeli insanlar rahatlar gibi oldu, bu arada dersane krizi büyüdü ve bir anda kendimizi 17-25 Aralık ikliminde buluverdik. Devlet ve millet çalışmadığı yerden yakalanmış ve Gezi benzeri büyük bir toplumsal kalkışma beklenirken yargı-emniyet işbirliği ile bir başka boyutta kalkışma/darbe girişimi patlamıştı.
Bu kalkışma başarıya ulaşamadı ama aynı fitne çevreleri bu kez 30 Mart seçimlerinden önce devlet büyükleri ile ilgili skandal bilgi/belge/görüntü yayınlanacağı dedikodularını yaymaya başladılar. Yine tarih verilerek kitleler merak,endişe ve korkuyla beklemeye geçirildi.
19 Ocak 2014 tarihinde yine hiç beklenmeyen bir yerden saldırıya geçen habis yapı bu kez Türkiye’yi uluslararası arenada savaş suçlusu ilanına götürecek bir kumpas ile sahneye çıktı. “Mit Tırları” olayı ile bu kez, FETÖ’nün askeri unsurları siperden çıktılar. Dünyanın nefret ettiği IŞİD/DAEŞ’e Türkiye’nin silah verdiği imajını pompalayacak kusursuz organizasyon yine Allah’ın yardımı ile hedefe tam ulaşamasa da ülkemiz aleyhine kazanlar kaynamaya başlamıştı... Hemen takip eden günlerde toplanacak Cenevre görüşmelerinde Türkiye’nin başını derde sokacak hazırlıkları –muhtemelen MİT’in- harika bir zamanlama ile dünya medyasına servis ettiği Suriye işkence görüntüleri ile ülkemiz hedeften bir süreliğine çıkartıldı...
 
Meş’um yapı bu kez siyasi ittifaklar ile geldi. İnanılmaz bir organizasyon ve medya desteği ile her il,ilçe ve beldede o tarihte bir araya gelmesi mümkün görülmeyen siyasi hareketleri bir araya getirdi ve mevcut iktidara karşı en güçlü adayı parlatma ve oy verme taktiğini sahneye koydu.
FETÖ, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Çatı Aday” formülünü tüm unsurları ile savunsa da yine Milletin feraseti ile bu girişim tutmadı. Oysa formül kağıt üzerinde mükemmel bir projeydi, ve ikinci turda tüm muhalifleri aynı kapta toplayarak ülkenin başına, ilginç geçmişi olan bir şahsın geçirilmesi planlanmıştı.
Arkasından siyaseti yeni baştan şekillendirmek üzere HDP’nin parti olarak seçime sokulması projesi devreye alındı. Doğudaki muhafazakar oyların el değiştirmesi sonucunu doğuran bu enterasan projeyi yine FETÖ tezgahladı, uygulamaya koydu ve tüm unsurları ile destekledi. Cemaat abi ve ablalarının kapı kapı HDP’ye oy istediği bir sürece girilmişti. HDP oy patlaması yaptı, hiç bir partinin tek başına iktidar olamayacağı bir tablo ortaya çıkartıldı. İktidar “sallanmıştı” ve artık koalisyonlar çağına yeniden girilmişti. Bu oyun MHP’nin (MHPlilerin bile sert muhalefetine rağmen) hamlesi ile bozuldu. FETÖ ile mücadelenin bitirilmesine ramak kalmıştı. 30.04.2015 tarihinde Milli Güvenlik Savunma Belgesine (Kırmızı Kitap)giren FETÖ az kalsın siyasetin belirleyicisi olacak ve FETÖ ile mücadele eden (başta yargı olmak üzere) kişi ve kurumlar tasfiye edilecekti.
Muhsin YAZICIOĞLU’nun şehit edilmesi, Roboski bombardımanı, Kobani olayları, 6-7 Ekim Ayaklanma çağrısı ve gibi aydınlatılamamış eylemler ile ülkenin ekseninin kaydırılması amaçlı olaylar zincirine Rus uçağının düşürülmesi eklendi, bir anda Suriye politikası bloke oldu, Rusya ile ciddi bir kriz patlak verdi, turizm ve gıda sektörleri çökertildi...
Arkasından AKPARTİ genel başkanını değiştirdi.
Birbirinden farklı ve bağlantısız gibi gözüken olaylar ve organize kalkışmalar ile bela dört bir yandan milletimizin üzerine yağarken bir biçimde sorunların üstesinden gelinmiş, yara alındıysa da ülke diz çökmemiş ve devlet teslim edilmemişti.
Bu kez Mayıs ayında (2016) bir şey olacağı bilgisi yayılmaya başlamıştı. Fitne üreten yapı boş durmuyordu. Yine endişeli bir bekleyiş.
Dikkatinizi çekmek isterim. Bu yapı ne zaman bir tarih verse o tarihe kadar derin bir endişe pompalanıyor, verilen tarih gelip de beklenen tehdit gerçekleşmeyince millet derin bir nefes alıyor, gevşeme ve teyakkuz hali geçince büyük bir hamle geliyordu. Her seferinde daha organize, daha büyük, daha tehlikeli ve fakat öncekilerden farklı, kimsenin hesap etmediği ve beklemediği bir yerden saldırı başlatılıyordu.
Nihayet 15 Temmuz Askeri Darbe girişimi geldi. Bir bakıma tahmin ediliyordu: Yapının bürokrasi ayağı ciddi yara almıştı, Yargı ve Emniyet unsurları deşifre olmuş ve ağır aksak da olsa tasfiye süreci başlamıştı. Askeri yapı hakkında bir dava açılmış ve tutuklama kararı alınmıştı. Bu arada Ağustos ayı YAŞ toplantısında FETÖ’nün asker unsurlarının tasfiye edileceği konuşulur olmuştu. Bir yandan örgütün başka çaresi kalmadığı ve artık askeri yapılanmasının siperden bütünüyle çıkacağı tahmin ediliyordu. Bir yandan da A) örgütün silahlı kuvvetlere sızmaya başladığı tarih göz önüne alınarak en çok Tuğgeneral seviyesine gelmiş elemanları ile bu işe hazır olmadıkları , B)darbeler çağının geçmiş bulunduğu, C)dünyanın böyle bir kalkışmayı desteklemeyeceği tezleri üzerinden endişeler yatıştırılıyor ve bu ihtimale karşı geliştirilecek teyakkuz haline mani olunuyordu.
Oysa örgüt, A)has elemanları ile Tuğgeneral seviyesine kadar gelmişse de çok iyi bildikleri yöntemlerle ordu içinde ittifaklar kurmuş, daha üst rütbeli generalleri devşirmiş, işbirliği yapmalarını sağlamıştı. B)Darbeler çağı ise geçmemişti: Sırasıyla Honduras,Tayland,Mısır,Mali,Gine,Nijer ve Honduras’ta yapılan darbeler son bir kaç yılda gerçekleşmişti. Bunlara Brezilya’da Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in 17-25 Aralık darbesinin kopyası bir komplo ile görevden uzaklaştırmasını da ekleyelim ve Bir FETÖ kuruluşu olan “Brezilya-Türkiye Kültür Merkezi” ve başındaki Prof.Mustafa GÖKTEPE’nin bu organizasyonun merkezinde olduğunu kısaca hatırlatarak gözlerinizin kocaman açılmasını sağlayalım!!! Bu darbe ile millileştirilmiş Brezilya Petrolleri yeniden Amerikan şirketlerine devredilmiş ve işlem tamamlanmıştı. Son olarak Kırgızistan’daki darbe ihtimalini zikredelim. ABD nin askeri üssünün kapatılması kararının uygulanmasına aylar kala, Kırgızistan’da oldukça güçlü biçimde örgütlenmiş FETÖ örgütünün darbe planladığı konuşuluyor. Medya ve Süpermarketler ile ülkeye giren FETÖ’nün şu anda Milli Eğitim, Dışişleri, İçişleri ve Ticaret Bakanlıklarını ele geçirdikleri biliniyor ve Kırgız ordusunda da etkililer. Fişleme ve şantaj çetesini de kuran FETÖ Kırgızistan’da siyasetçi ve bürokratları elde etmiş durumda. Şu an Türkiye’de yaşanan mücadele Kırgızistan’da da yaşanmakta ve vatansever Kırgızlar teyyakkuzda. Allah yardımcıları olsun. C) ve bütün bu darbeler ya da kalkışmalarda dünya maalesef ya sessiz kalıyor ya da doğrudan darbecileri destekliyor. Mısır’da yakından izlediğimiz Batı desteğini hemen herkes hatırlayacaktır. 15 Temmuz kalkışmasının ilk dakikalarından itibaren ABD ve Avrupa’nın tavrını hep birlikte gördük.
Kısaca 15 Temmuz öncesi delil ve emareler karartılarak normalde tahmin edilen, edilmesi gereken darbe ihtimalinin mümkün olmadığı pompalanarak kamuoyu ve devlet bürokrasisine blokaj uygulandı.
15 Temmuz darbe girişimi çok şükür bastırıldı/püskürtüldü. Milletimiz muhteşem zaferinin tadını çıkaramadan bu kez 14 Ağustos kehaneti dolaşıma sokuldu. İnternet ve sosyal medya üzerinden yayılan bu beklenti meydanlardaki demokrasi nöbetlerinin gerekçelerinden birisi. İlk başta inandırıcı gelmese de şimdilerde yeniden bir endişe havası yarattı bile...
Peki bu doğru olabilir mi ve doğruysa karşımıza ne çıkabilir?
Doğru olabilir
1. Zira bu güne kadar verilen tüm tarihlerin ardından bir takım olaylar oldu...Yani tehditleri hep gerçekleşti.
2. 15 Temmuz’dan bu yana açığa alınan 60 Bin kamu personeli ve gözaltına alınan/tutuklanan binlerce örgüt üyesine rağmen gerekli tasfiyenin daha başında olunduğu biliniyor. Yani FETÖ halen bir çok kurumda varlığını sürdürüyor. Bu arada TSK’da örgütün deşifre olmamış unsurlarının varlığını sürdürdüğü konuşuluyor. Ahmet Zeki ÜÇOK’un verdiği rakamlar ordudan tasfiye edilen sayının çok çok üzerinde...
3. Daha önemlisi örgütün tabanı halen aktif, güçlü...Beklenen çözülme süreci başladı ama yeterli değil. Taban 14 Ağustos “müjdesi” ile halen ümitli bekleyişini sürdürüyor. Yeni formülü ile, “Tabanı ŞENAAT Ortası DENİYYAT ,Tavanı İRTİDAT” ve fakat bütünüyle ve istisnasız HIYANAT içinde olan örgütün masum sanılan tabanı halen her türlü talimatı büyük ölçüde yerine getirmeye hazır. Çeşitli meslek gruplarından, sosyal ve ekonomik çevrelerden oluşan FETÖ tabanı bir işaretle kendini patlatmaya (hem mecazi ve hem de gerçek anlamda)hazır... Birer canlı bomba olabilir ve kitleler üzerine salınabilirler. Araçlarla kalabalıklara dalmaları da mümkün. Yahut herkes kendi bulunduğu sektörde yahut kurumda verebileceği maksimum zararı verebilir. Kurum ve sektörleri sabote edebilir ve günlük hayatı durdurarak toplumsal bir isyan dalgası yaratmaya çalışabilirler.
4.Ve en önemlisi FETÖ başı Fetulla Gülen’in halen inanılmaz aktif olduğu, geri adım atmak şöyle dursun artık açıktan tehdit içerikli mesajları verdiği bilgisi. Fetulla Gülen hemen her gün yeni talimatlarla kitlesini yönlendiriyor ve organize ediyor. ABD’de yalnız başına Fetulla, Türkiye’de tek bir FETÖ üyesi kalmış olsa bile tehdit devam ediyor demektir.
VE BU DA BENİM TAHMİNİM:
FETÖ’nün kritik kurumlara sızmayı önemsediğini ve bunları öncelediğini artık herkes biliyor: Önce emniyet, sonra yargı ve belki de daha en başta ordu....Bunların tasfiye edildiklerini varsayıyorum... Varsayım yanlış ise yine aynı mihraklardan yeni kalkışmalar gelebilir. En yakın tehdit ise TSK içindeki deşifre olmamış ultra-kriptoların yeni darbe girişimi olabilir.
Bu ihtimallerin devre dışı kaldığı varsayımından devam edecek olursak, FETÖ’nün bu kritik kurumlar dışındaki tüm kurum, kuruluş ; şirket, dernek ve vakıfların özellikle ve özellikle “BİLGİ İŞLEM BİRİMLERİNE” sızdıklarını en azından ben biliyorum/güçlü biçimde tahmin ediyorum.
Halen bu gün, hangi Bakanlık, Devlet dairesine ; kurum ve kuruluşa ; Kamu veya özel şirketlere bakacak olursanız olun emin olabilirsiniz ki bilgi işlem merkezi FETÖ’nün elindedir, veya burada en azından bir FETÖ üyesi vardır ve göreve devam etmektedir!!! Bunu alıp bir kenara koyalım...
Artık ülkemizde devlet ve özel sektör yaygın biçimde bilgisayar otomasyon sistemleri ile çalışmakta ve tüm faaliyetler birer yazılım üzerinden yürümektedir. Nüfustan Adalete tüm devlet sistemimiz e-devlet kapsamında bilgisayar yazılımı ile işlemektedir. Tüm haberleşme sistemleri bir yazılım ile hizmet vermektedir. İnterneti zaten biliyoruz ama telefon ,GSM gibi sistemler de bir bilgisayar programı ile çalışmaktadır. Elektrik sistemleri yazılımla kontrol edilmektedir. (Birkaç yıl önce gerçekleşen ve halen sebebi tam olarak tespit edilemeyen genel elektrik kesintilerini hatırlayın! ) Belediyelerimizin su, ulaşım vb tüm temel hizmetleri de aynı şekilde birer yazılımla yürütülmektedir. Bankacılık sistemi zaten uzun yıllardır böyle faaliyet gösteriyor . Eğitim sistemimiz gerek bakanlık çalışmaları ve gerekse öğrencilere yönelik eğitim faaliyetleri de önemli oranda bilgisayarlaştırılmıştır. Doğalgaz ağı da bir yazılıma bağlıdır. Hava Yollarının gerek uçuş trafiği gerekse yolcu ve yer hizmetleri de öyle...
Kenara koyduğumuz bilgiyi tekrar hatırlayalım: Kamu veya özel farketmez tüm kurum ve kuruluşlarda BİLGİ İŞLEM merkezerinin FETÖ elemanlarının elinde bulunmakta veya buralarda mutlaka etkili FETÖ mensubu/mensupları göreve devam etmektedirler.
Tahminim ve endişem bu unsurların ülkede dehşetli bir dijital kıyamet hazırlayacak kapasitede oldukları ve bunu gerçekleştirmek için çalıştıkları yönünde.
Düşünelim: Bir sabah kalktığınızda tüm internet sistemi çökmüş, ev ve cep telefonları çalışmıyor;
Elektrikler kesilmiş ve yetkililer arızayı tespitte bile aciz kalmış durumda;
Sular yok, verilemiyor;
Doğalgaz kesilmiş;
Bankalardaki sistem çökmüş ve işlem yapılamıyor;
E-devlet devre dışı kalmış ;
Başta Emniyet olmak üzere güvenlik güçlerinin haberleşmesi sekteye uğradığı gibi veri tabanına da ulaşamıyorlar...
Hava alanları darmadağın olmuş, havadaki uçakların inişlerini kontrol eden sistem devre dışı, 15 saniyede bir iniş yapması gereken uçakların inişi artık manuel olarak da mümkün bulunmadığından büyük bir felaket an be an yaklaşıyor. ..
Şehirlerdeki trafik otomasyon ve sinyalizasyon sistemleri kapanmış...
Metro, Tramvay, Marmaray başta olmak üzere toplu taşıma sistemleri kilitlenmiş, çalışmıyor!
Tren seferleri yapılamıyor ve daha kötüsü seyrü-sefer halindeki trenlerle irtibat kaybedilmiş....
Nasıl? Çok ütopik, bir o kadar paranoyakça bir komplo teorisi değil mi?
Peki 16 Aralık 2013 tarihinde bir yargı –emniyet darbesi ile hükümete darbe yapılacağını söyleseydik? 14 Temmuz 2016 günü, Silahlı Kuvvetlerin tüm unsurları ile içinde yer alacağı bir darbe senaryosunu konuşsaydık?
Bazen panik, paranoya, komplo teorisi iyidir. Halkı korkuya sevk etmemesi kaydı ile ilgilileri uyaracak ve kendine getirecekse bunları yabana atmamalı üzerinde detaylı olarak durulmalıdır.
31 Temmuz 2016

----------------------
 
 
ARMONİ FM’DE HEP 
BİRLİKTE OLACAĞIZ
 
Cumartesi günü öğleden sonra Armoni FM’e canlı bağlandık. Bu ikinci canlı yanımız.
Her ikisinde üstüne basa basa vurgu yaptığımız konu, herkesin birlik ve beraberlik içinde demokrasiye sahip çıkmasıdır.
15  temmuz gecesinden itibaren meydanlarda haber yapıyoruz, her kesimden her görüşten insanlarla sohbet ediyoruz.
Herkesin birleştiği tek konu var.
Bu FETÖ terör örgütü için yasal ne varsa yapılmasıdır.
Daha önce de belirttim. 15 gün değil 150 gün de olsa meydanlarda yer almalıyız.
Sağcısı solcusu fark etmez.
Gürcüsü, çerkezi, lazı  fark etmez.
Herkes vatanına, milletine, demokrasisine, cumhuriyetine sahip olmalı.
Üstad Arif Yağcı sordu ben de dilim döndüğünde anlattım.
İlk saatleri, İGM Başkanı Salih Sel’in haber vermesiyle meydandaki yerimizi yer alışımızı ve bugünleri.
Sayın Yağcı’ya bu vesile teşekkür ediyorum. İnşaallah önümüzdeki günlerde canlı yayında birlikte programlar yaparak düşüncelerimizi anlatmaya devam edeceğiz.
 
----------------------------------------
 
ALMANLAR’I ŞİDDETLE  KINIYORUM
 
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Almanya’nın  Köln kentindeki  Demokrasi mitingine telekonferansla  katılmasına  Alman makamları  izin vermemiş.
Yuh be!
Bu adamların zihniyetleri yıllardır aynı.
Ülkemiz gelişti, ilerliyor ve hedefinde dünyanın en büyük 10 büyük devleti arasına girmek var ya.
O nedenle her yönden saldırıyorlar.
Cumhurbaşkanımızı konuşturmadılar.
Kendilerinin ne olduğu, demokrasiye ne kadar bağlı oldukları ortaya çıktı.
Alman makamlarını şiddetle kınıyorum.
 
-----------------------------------
 
ASKERİ OKULLARIN KAPATILMASI
ÇOK YERİNDE BİR KARARDIR
 
Geçen haftaki yazılırım  içinde askeri okulların kapatılabileceğinin konuşulduğunu yazdım.
Artık kesinleşti.
Askeri okullar artık yok.
Bana göre de çok yerinde bir karar.
Askeri lise ve harp okulları kapatılıp yerine  Milli  Savunma Üniversitesi kuruluyor.
Binlerce üniversite mezunumuz var, bunların içinde pırıl pırıl vatan millet sevgisi  olan gençlerimiz var.
Bundan sonra her şey çok daha güzel olacak diye düşünüyorum.
 

 
Etiketler: BARO, BAŞKANI, ŞAHİN’İN, , , , BİR, 14, AĞUSTOS, FANTAZİSİ, , DİJİTAL, KIYAMET
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Afyon
Mevzi Sağanak
Güncelleme: 24.05.2018
Bugün
15° - 27°
Cuma
13° - 23°
Cumartesi
12° - 21°
Afyon

Güncelleme: 24.05.2018
İmsak
03:47
Sabah
05:32
Öğle
13:02
İkindi
16:53
Akşam
20:19
Yatsı
21:55
Arşiv Arama
Afyon Armoni Fm
Haber Yazılımı